8 Aralık 2009 Salı

KAÇIŞ NÖBETLERİ

Gecenin bir vakti şuursuzca, çaresizce firar etmek barındığın, sığındığın 4 duvar yapıdan. yürümek, gecenin kesen soğuğunun farkında bile olamayacak bir hırsla, uzun uzun adımlar, amaçsızca katedilen yollar, kendine, hayatına duyduğun nefret. Yaşadıklarımı anlatmak için kullandığım kelimelerin umut vaadetmediğinin farkındayım. herşeyden herkesten kaçma isteğimin doruk yaptığı bir gün yaşıyorum yine. son zamanlarda bu nöbetlerin gözle görülür şekilde artması beni bir hayli kaygılandırmakta aslında. Kaçış nöbetleri.
  Saatim tam olarak gece yarısını biraz geçmişti ki saçma bir konudan saçma bir tartışma çıkıp geliverdi üşenmeden. Anne olarak adlandırdığımız varlıkla tartışmak bana herzaman acı vermiştir. hayatımda üstesinden gelemeyeceğim tek şey benim için canlılar arasındaki en kutsal varlık olarak tanımladığım "annem"le tartışmaktır. Dediğim gibi saçmasapan bir muhabbet ve doğurduğu tartışma sonucu bir hışımla sokakta aldım soluğu bir daha geri dönmeme kararı eşliğinde. daha evden çıkarkenhangi kazağımı giysem, kalın montumu giyeyim, yanımda yeteri kadar para varmı, a dur nüfus cüzdanını unutma, eğer kalacak hiçbi arkadaşıma ulaşamazsam ne olur, en kötü senaryoyu düşünüp ona göre hareket etmeliyim v.b gibi geleceiği düşünmeye başlamıştım bile,, Hani bi söz vardırya "sonunu düşünen kahraman olamaz diye",, işte bu o,, benden "evden gecenin bi yarısı ayrılıp bi daha dönmeme kahramanı olmaz"mış!! herneyse, tüm hazırlıkları tamamladım. cep telefonum, param, nüfus cüzdanım, mp3 çalarım, sinirim, hırsım, öfkem,, evt bakıyorum,, ok,, eksik yok,, herşei yanıma almışım!!! vuruyorum kapıyı çıkıyorum.daha apartmandan çıkarken don kesiyo suratım ama kimin umrunda. çılgınca yürüyorum, amaçsızca, kafamda binbir düşünce,, daha o anda aslında derinlerden bi ses "utku tepkin aşırıya kaçmıyomu sence de?" diye sormaya çalışsada susturuyorum anında! saat 1 e doğru gelio artık ve yürümekten yorulmaya başlıyorum. malum 00:10 sularında firar etmştim ve 1 saate yakın yürüdüm. çıkartıyorum cep telefonumu sevdiğim ve yalnız yaşayan ykın bir arkadaşımı arıyorum. öğretmen kendisi. telefonu açıyor ve telaşlı bir ses tonuyla hayırdır kardeşim? bi sorunmu oldu, diyor daha ben tek kelime etmeden. sana geliyorum gelince konuşuruz diyorum, telefon etmen hata hemen gel bekliyorum diyor, kapatıyoruz.
  yürümeye devam ediyorum. az önce tepkimin aşırı olduğunu söyleyen ses varya o bu sefer biraz daha yakından geliyor ve bende susturmak için acele etmiyorum,, hem yürüyorum hem dinliyorum. yapma diyor, git evine, annen şimdi ne hale gelmiştir meraktan, yapılırmı bu diyor,, anında hak veriyorum,, kahretsin ben napıyorum moduna giriyorum.
  saat 02:53,, arkadaşıma gitmedim ve eve geri döndüm,, geldiğimde tamda tahmin ettiğim gibi annem üzüntüden bitap haldeydi,, saçmaladım,, fevri davrandım. Öğrenecek daha çok şey var,,, sanırım daha kontrollü olmalıyım!!

2 olağanüstü yorum!:

ossgee dedi ki...

hayatın en kötü anlarından biridir, kırarsın, onu kırdıkça sen daha çok acırsın... seni sevdiğini idda eden, sonrada çekip giden bi ton varlığın yanı sıra o seni beklemeye devam eder...

utquality dedi ki...

Belki de hep orda olacağından emin olduğun için daha dikkatsiz davranırsın,, sonuç; vicdan azabı!!

Yorumun için teşekkürler,,